SITE İÇİ ARA

9 Ekim 2010 Cumartesi

KÜBA FİNALDE ! CUBA 3 SERBİA 2

Muhteşem bir maç sonunda muhteşem küba genç oyuncuların tecrübesizliğine rağmen dünyanın geri kalanından çok daha estetik ve güzel oynadığı oyunda, sırbistanı tie break setinde geçerek hak ettiği finale çıktı.Beni de daha ilk yazımda favorim dediğim için utandırmadılar.Bizim ivan gerçekten müthiş oynadı ama maç sonunda bütün sırp takımı O'nun eline bakınca bir yere kadar getirebildi.Bu kübalılar bayanlarda ve erkeklerde gerçekten çok başka oynuyorlar.Bunların hakkını vererek değerlendirme yapmak gerek.Blok hattı çin seddi gibi.Simon çok başka...Leon aynı şekilde...Hierrozuelo yazdım zaten xavi gibi adam...Şimdi bize 1990 tekrarını yaşatmaları için İtalyanların da brezilyayı geçmesini beklemek düşüyor...Ne güzel olacak..Bernardili,Zorzili italyadan,Leonlu,Hierrozuelolu kübaya...rövanş için brezilya engeli kaldı...

Jenny Barazza ve Eczacıbaşı Vitra

Evlilik hazırlıklarım nedeniyle uzun süredir blogda süreklilik sağlayamıyorum.Barazza olayını duyunca aklıma Flier'in vkfbnkgstt takımına attığı kazık geldi.İşin insani boyutu ayrı olmakla birlikte,göya her şeyleri belli bir program ve profesyonellikte olan oyuncuların yeni bir takıma imza atmışken ve tam da sezona girmek üzere iken yaptıkları bu tür işler hoş durmuyor.İğne-çuvaldız olayına girip bir zamanlar ispanya yollarına düşüp sonra ben hamileyim dönüyorum diyen oyuncuların olduğu bir ortamda çok fazla da kızamıyorsun.Vitra takımı yerini nasıl doldurur bilemem ama Barazza'nın yokluğunda Fenerbahçe geçen sene olduğu gibi yine çok rahat bir sezon çıkaracak gibi gözüküyor.

29 Eylül 2010 Çarşamba

27 Eylül 2010 Pazartesi

Dünya Erkekler Voleybol Şampiyonası 2010

Biraz gecikmeli de olsa sonunda dünya şampiyonası ile ilgili yazmak mutluluk verici.Bayan millilerimizin muhteşem performansından dolayı erkeklere fırsatın ancak gelmesi bizim hatamız değil.
Gözümüzün pasını silen bir turnuva olduğunu baştan yazıyorum.İlk gün ispanya - küba maçını izlerken bunu gördük.Maçın neredeyse tamamına yakınında kübalılar beni çok şaşırttı.Belki de ispanya karşısında şipşak 3-0 yaparlar düşüncesiydi bu.İspanya dün brezilya önünde de iyi oynadı,tabi 25- 9 luk bize fenerbahçe - eczacıbaşı maçını hatırlatan son seti saymazsak...bu vesileyle eczacıbaşını da anmış olalım...yalnız küba takımı şu ana kadar izlediğim takımlar içinde en iyisi...tek eksikleri havaya girmek..10 yıldır küresel çapta büyük başarıları yok ancak bu sene bu döngü kırılabilir.oyunu barcelona gibi oynuyorlar.pasör sadece paslarıyla aktif değil,aynı zamanda manşet sonrası normalde pasörlerin yapmadığı şekilde smaçlaması izleyenleri de havaya sokuyor.benim şu ana kadar gördüğüm en etkili pasör Hierrezuelo..Bugün b grubunda brezilya-küba maçı en azından benim kafamda birçok soruyu netleştirecek.Favorim küba bu maçta..bu turnuvada devamlılığı ne kadar sağlayacaklar bunu göreceğiz..brezilya ise yine iyi başladı ancak bu akşam izledikten sonra brezilya hakkında yazabilirim.ispanya ise çölde bahtsız bedevinin bile başına gelmeyecek şekilde brezilya ve küba ile aynı gruba düştü.Buna rağmen küba maçını izledim müthiş bir direnç var takımda..izlemeden yorum yapmak istemiyorum ama brezilya karşısında da son seti saymazsak direnmeye çalıştıklarını söylemek yanlış olmaz..italya cephesine gelince ben takımda bir kenetlenme görüyorum ancak bu rusya-brezilya-küba şeytan üçgenini aşmaya yetecek mi bunu göreceğiz.italya-brezilya-küba ve rusya ekseninde istatistik te vererek yazmaya devam edeceğim.

23 Eylül 2010 Perşembe

VOLEYBOLDA ESEN YALAN RÜZGARLARI

Grand prixye gidemedik ya (sanki her sene gidiyoruz)şöyle bir voleybol piyasasına göz attığımda gerçekten ilginç yaklaşımlar görmedim desem yalan olur.Başarısızlıklara rağmen çok büyük takım olduğumuzu söyleyip duranlar bir yana,yıllar öncesinde kalan maçları gündeme getirip yazanları da gördüm.Mehmet Bedestenlioğlu'nun neslihan darnel'e neden smaç servis kullanmıyorsun neslihan ? diye sormasını bile antrenörün şevkatli yaklaşımı olarak gösterip konu edinenler de var.Daha 2-3 yazı önce bizim profesyonellik anlayışımızla ilgili yazdıklarımız bu örnekte çok net ortaya çıkıyor.Arkadaşlar hiçbir büyük takımda antrenör oyuncusuna böyle konuşmaz!Bunun insanlıkla,şevkatle,babacanlıkla bir ilgisi yok...Milli takımdan bahsediyoruz,lise kız takımından değil.Neslihan'ın antrenör ve oyuncular üstü bir konum kazandığından söz etmenin gereği yok.Ortada başarısızlık varsa bunun çözüm yolları aranır,sürekli 'öbür turnuvaya kısmetse' diye milletle alay edilmez!Birisi çıkıyor rahatlıkla şu takımı 2003 yılında ezmiştik diye yazabiliyor..7 yıldır ezildiği günleri hesaba katmıyor.Şimdi bu mantıkla nasıl ilerleyeceksiniz?Grand prixlerde yoksun,avrupa şampiyonasında kendi ülkendeki turnuvada aldığın 2.likten başka bir başarın yok..HALA ZÜĞÜRT TESELLİLERİ İLE AVUTUYORLAR BİZİ...Bireysel ödüller güzel ama takımın yıllardır sürekli başarısızlık rekoru kırıyorsa ben ne yapayım en değerli oyuncuyu,sayı kralını...alsın evine götürsün..grand prixde var mısın? bana onu söyle...
Neslihan oynarken diğerleri niye oynayamıyor? sorulması gereken soru bu..bu soru çözüme kavuşmadığı sürece hiçbir başarı kazanamayız bunu her zaman söylüyorum..ilk yapılması gereken seda tokatlıoğlu ve naz aydemir ile acil bir görüşme yapıp neler oluyor demek...sorulacak sorular belli; Bu takımda bir lobileşme,gruplaşma var mıdır? Oyuncular arasında ayrımcılık yapılıyor mu? Neriman özsoy takımda üvey evlat mıdır ? Nasıl oluyor da seda milli maçlarda kulüp performansının yarısını bile sergileyemiyor,buna neden olan olay ya da olaylar nelerdir ? BU TAKIMA BU KADAR PARA HARCANIYOR,EKSİK OLAN NE ? Siz bu soruları sormaz ve hala antrenman,fizik-kondüsyon filan konuşup durursanız,en hafif tabirle bu hedef saptırma olur,gerçeklerin üzerini örtme olur...Bu soruları soracak ve bu işin neresinde bir yanlış varsa düzeltecek sorumluluk sahibi insanlar lazım..Şimdi ben burdan Damla Ünver hanıma sesleniyorum,lütfen bu soruları sorun ve sordurun..yoksa kendi kendimizi aldatıp durmaya devam...eğer istenen, takımın bir ileri,bir geri bu şekilde gitmesiyse -YANİ KONTROL ALTINDA TUTULMASI İSE- açıkça söyleyin biz de uğraşmayalım...

BİR GRAND PRİX DAHA KAÇTI TEBRİKLER

Herkesin bildiği gibi bu grand prix aslında temmuzda bulgaristana yenilince kaçmıştı.Biz sardunya adasına gelirken umut tacirleri dışında kimsenin bir beklentisi yoktu.Raisport2 de izleyen görmüştür italya-rusya maçında millilerimiz tribünde,kulaklarda ipodlar,ellerde iphonelar,üzerlerinde milli eşofmanlarla güzel bir maç izledi.acaba sevgili gizem güreşen tweetlerini aksatıyor mu ? inş aksatmıyordur.düzenli olarak tweetlemesi millilerimiz için çok önemli..neyse..evet aynı sardunya adasındaki seyirciler gibiydi milli kızlarımız...
Listeye bakalım;
MVP: Neslihan Darnel (TUR)
En iyi blokör: Bahar Toksoy (TUR)
En iyi Libero: Enrica Merlo (ITA)
En Skorer oyuncu: Neslihan Darnel (TUR)
En iyi servis atan oyuncu: Kathleen Weiss (GER)
En iyi pasör: Evgenya Startseva (RUS)
En iyi smaçör: Ekaterina Gamova (RUS)

En iyi oyuncu*en skorer oyuncu ve en iyi blokör Türk...kağıt üzerinde böyle..ama kağıt üzerine yansıyan başka bir liste daha var ;
1. Almanya
2. Rusya
3. İtalya
4. Türkiye
5. Hollanda
6. Bulgaristan
genel sıralama....

Bulgaristan ve hollandayı yenebilmişiz..yani son iki sıradaki takımları..üzerimizdeki 3 takıma karşı hiçbir varlık gösterememişiz..italyadan bildiren ragıp beye bakarsak bütün maçlarda inanılmaz oynuyoruz eziyoruz,asıyoruz,kesiyoruz..sonuç ? sonuç yok...bizi hala gözümüzün içine baka baka keklemeye devam ediyor ragıp...bir O eksik kalmıştı bunu yapmayan, eksik olmasın...
En'ler listesindeki durum ile genel sıralamadaki durum arasında büyük tezat var..bunun nedenlerini yazıyoruz da yazıyoruz ama söylediğimiz gibi bayan voleybolunda bu seviyeden öteye geçilmesi İSTENMİYOR...bunu başka türlü izah edemeyiz...sıralamada lider almanyadan sadece Weiss listede ama almanya grand prix'de!...bizden 2 oyuncu var ama 4.olmuşuz...HEP KENDİMİZİ KANDIRIYORUZ...yıllardır aldatılıyoruz...turnuvaların sayısını bile unuttum, bize umut tacirlerinin başarı sözü verdiği turnuvaların...
Neslihan diye tutturanlar bu başarısızlığa 'neslihan daha ne yapsın?' diye karşı çıkıyor...neslihanın suçu olur mu hiç...sütten çıkmış ak kaşığımız neslihan...Ünal'ımızın da suçu yok..suç biz izleyenlerde...kurcalamayalım canım fazla...oturup güzel kızları izleyelim dimi ama...niye başka şeyler bekliyoruz ki ?
Dünya şampiyonasında nasıl olsa başarırız..Neslihan demişti temmuzda bulgaristan maçından önce 'BU SEFER KAZANIP GRAND PRİX FİNALLERİNE GİDECEĞİZ' diye...HANGİ SEFER SEVGİLİ PRENSESİM ? sana karşı kusurumuz büyük lütf edip affeyle...senin enfes oyunun ve güzelliğin karşısında büyülenenler neden diğer arkadaşların tribünde rusya-italya maçını BİRLİKTE izlerken orada olmadığını sorgulamaz...sen hollywood yıldızları gibisin...ismini caddelere yıldızlar içinde yazmak lazım...bunu yaptığımızda şu takımı bırakacağını bilsem o sürekli gezip durduğun cafelerin önüne ismini altın harflerle yazardım...şu takımı rahat bırakacağını bilsem adını dağlara yazardım prensesim..sen ödülleri ve sponsorlukları toplarken takım dökülüyor niye ?diye soran yok...dün gördün mü antonella'yı,francesca'yı? baskı altında nasıl insiyatif kullanıp TAKIMLARINA POZİTİF KATKI sağlıyorlar..Francesca gerektiğinde sahneye çıkarken,antonella sürekli oyunun içinde dinamo gibiydi...senin gibi 'naz bütün topları bana yollayacaksın ben de vurucam gerisini takmam' demiyor...voleybol oynamayı ortadan smaçlamak dışında başka bir şey zannetmeyenler bu takımı başarısızlığa mahkum edenlerin ta kendileridir.Piyasadaki neslihan darnel şakşakçılarının da bu ARDI ARKASI KESİLMEYEN BAŞARISIZLIKLARDA büyük payı var..Spordan sorumlu bakan bu işlere bir el atmalı...hayrola ne oluyoruz ? demeli..artık yeter...

22 Eylül 2010 Çarşamba

SULTAN DARNEL HATUN RUSYA SEFERİ

2011 World grand prix avrupa elemeleri cagliari 4.maç 21 eylül türkiye 1 rusya 3
Takımımız oyuncuları rakip hatalar dışında 80 sayı yapmış,38 tanesi tek bir oyuncuya ait...harikulade bir maç çıkarmış ve yine,yeni,yeniden adını tarihe yazdırmış...ama sadece kendi adını...her zaman olduğu gibi takım yine mağlup..hee rakip rusya tamam...zaten yenilecektik tamam ...dirençliydik eyvallah...iyi de biz burda yazıp dururken taraflı davranıyoruz deniyor ya alın size bu işi en iyi bilen ülkenin önemli bir blog sahibi yazarının yazdıkları ;
''Outro problema para a equipe turca é que o time vem jogando exclusivamente com uma jogadora no ataque, a oposta Darnel, que apesar de estar em grande forma, não consegue levar a partida inteira sozinha..''
''Türk takımının bir başka sorunu da (öncesinde yapılan 17 hatayı zikrettikten sonra) , hücümda sadece bir oyuncuyla,darnel,oynaması nedeniyle maçın içinde devamlılığı sürdürememesi...''
Biz ne diyoruz peki ısrarla ? büyük takımlar böyle oynamaz ! Bakın almanya,italyayı içim acıyarak izlediğim maçta 3-1 geçerken,bir nevi onların bayan 17 numarası kozuch hemen hemen hiç oynamadı...ama sonuç ? bizim idman maçı verdiğimiz italyayı devirdiler...yani almanlar bile artık bu köhneleşmiş,tek oyuncu üzerine kurulu geri kalmış sistemi terk ediyor..Biricik kızımız 38 atmış,muhteşem, peki ama maçın yıldızı kim ? Normal şartlarda 38 sayı atan biri açık ara maçın yıldızı olur dimi ? evet,ama olmuyor işte...çünkü rakibe en kritik anlarda,en önemli katkıları yapıp maçı KAZANDIRAN bir isim var...yüzde 62 atakla 15 sayı atan goncharova...büyük takım işte..aynı düzeyde maça tutunan 4-5 oyuncu varsa eğer aradan bir tane isim çıkıp ekstra 15 sayı yapınca maçı hemen sana getiriveriyor..Öyle 38 sayı atmana gerek yok..hee namım yürüsün dersen tamam..yaptığın bu sayı namını yürütür oynadığın süre boyunca..bıraktığın gün ise kimse 'bu kız ruslara 38 sayı yapmıştı' demez...
Mağlup takımın galip oyuncusu...neslihan darnel isimli voleybolcunun kariyer özeti bu...
Nedeni bulmamız gerekiyor...Neden takımdaki diğer oyuncular bayan 17 nin yıldızlaştığı bütün maçlarda kendi performanslarını gösteremiyorlar ? Bir takım sivriler 17 numara olmasa bu kadar da yapamayız,bu kız var ki direniyoruz diyerek mantık hatasına düşüyorlar.Takım total performansta sürekli ekside...bunun nedeni parkedeki moral motivasyon seviyesi...açık şekilde diğer kızların oynama şevkleri kaçırılıyor..bunu kanıtlayan sayısız maç var...çok uzağa gitmeyin son 3 aydaki maçlara bakın...
Evet matematiksel olarak ta havlu attık bravo federasyon,bravo bayan 17...ama dur dünya şampiyonası var kısmet oraya...

21 Eylül 2010 Salı

Bulgaristan olayı

Bakıyorum elemelerin türkiyemiz ile birlikte en güçsüz takımı bulgaristanı yenince bazı arkadaşlar bayram yapmış.İşte bizi getirdikleri nokta bu.Koskoca Türkiye takımı bu seçmelerde rusya ve italya ile birlikte çıkmalıydı.Biz n'apıyoruz peki ? dandik bulgarları yendik diye zil takıp oynuyoruz.Vasileva var gerisi kulakta hoş bir seda..Bizim biricik kızımızı eleştirirken neyi vurguluyordum bilen bilir.Maçlarda 20-25 gidiyor ama takım hep kaybediyor.Sorun burda...bir oyuncu 25 sayı yaptığı 10 maçın 8 inde takımını galibiyete taşıyamıyorsa,O'nun niyetinden şüphe etmek lazım...ayrıca bir oyuncu o kadar sayı yaparken takım arkadaşlarına da ekstra motivasyon sağlamak yerine tam tersi etki yapıyorsa bir daha o insana milli formayı vermeyeceksin...30 yaşına geldi ama kariyeri başarısızlıklarla dolu..şampiyon değilsen kimse seni takmaz hanımefendi...oynarken güzelsin diye meydanda olursun ama oynamayı bıraktığın gün kimse senin avrupa ikinciliğini,kanarya adalarında yaptığın tatili,bebekte milletin gözünün içine baka baka beni tanıyın ben işte falanca süperyıldızım,sizin prensesinizim havalarını hatırlamaz..Bu takıma harcanan paralar dünya çapında başarıları olan takımlardan daha fazla arkadaşlar...kimse kusura bakmasın bu takım birilerinin vitrini değil...sen çuvalla para götüreceksin diye bu takımı bulgaristanı yendiğinde bayram edecek duruma getirmeye kimsenin hakkı yok..yandan yemiş müessese takımı değil bu..Türkiye ismi taşıyan milli takım bu...ünalın çiftliği de değil..eczanenin şımarık staff'ı da değil..2003 ten beri çok büyük bir yatırım var ama başarı yok..Sürekli bir oyalamadır,kandırmacadır sürüp gidiyor..Kimsenin de sesi çıkmıyor..Çünkü içerideki kokular dışarı yayılsa birileri mevcut makamlarında duramayacak..Hiçbir önemli turnuvada başarımız yok...Bir Allah'ın kulu da çıkıp beyler nedir bu rezalet demez mi ? demiyor işte...voleybol sitelerine bakıyorum sanki brezilyayız,beyler-bayanlar o kadar rahat,geniş...belli ki daha fazlası istenmiyor...nedeni de pasta daha da büyürse bunlara bırakmazlar o yüzden böyle 1 ileri 2 geri sürüp gitmesi işlerine geliyor...

19 Eylül 2010 Pazar

Türkiye bayan voleybol milli takımı

Bu yorumu grand prix elemelerinin 2.gününden sonra yapıyorum.Bundan sonra bütün maçları kazanabiliriz veya kaybedebiliriz bunun önemi yok...grand prix yine tatlı bir hayal oldu çünkü iki maç sonunda...defaatle yazdım yine yazıyorum...Herhangi bir sporda bizim milli takımlarımız, türkiye dışında yapılan bir turnuvada başarı kazanamaz...basketboldaki dünya ikinciliğine gelince....maç başka bir ülkede olsa sırbistan bizi rahat geçerdi...ya da slovenya maçını böyle kazanamazdık...önemli olan nokta şu...biz,insanımızın genel karakteristik özelliklerini profesyonel sporlarda çok yoğun yaşıyoruz..yani profesyonel olmanın ruhuna aykırı bizim profesyonellik anlayışımız...gaz ve vatan -millet-sakarya döngüsü takım sporlarında bir türlü aşılamıyor...sonuçta türkiyede bir turnuva varsa iddialı oluyoruz yoksa...biz zaten yokuz...al sana voleybol...raisporttan italya maçlarını izlerken sardunya adasındaki turnuvaya bakıyorum,tribünlere bakıyorum.. adamlar, biz grand prix için oynuyoruz, bu turnuvayı merkeze yakın yere alalım,seyirci desteği olsun filan demiyor...neden peki? çünkü adam takımına güveniyor..illa ki ite kaka gitmeye ihtiyacı olmadıklarını biliyorlar...80 yıl önce yazılan bir marşla oyuncu gaza getirmek diye bir saçmalık hatırlarına gelmiyor...biz dünya şampiyonası finalinde takımı bu marşla gaza getirmeye çalışıyoruz...bizimkilerin başarı şansı yok...hıncal uluç her zaman der 'birinciysen her şeysin,değilsen hiçbir şey'...bizim kızlar aynı tas aynı hamam...karşılarında gs medical park yok ya yadırgadılar tabi...ölü toprağı serpilmek diye bir deyimimiz var...kızların halini özetler...neslihan diye bir kız var sürekli kendi çalıyor,kendi oynuyor...her maç 20-25 sayı yapıyor ama takım kaybediyor...kendi istatistik hanesini şişirmekle meşgul...karşısında yeni takım arkadaşı antonella var,O'nu izlerken bile utanmıyor..önceden yazdım..antonella del core bu 17 numaranın nazını çekmeyecektir,eczacıbaşı viagra takımı bu sene bu problemle çok uğraşacak...bunları 3 ay önce yazdım burada...her yönden komple bir süperyıldız olan ve dahası takımı büyürken kendisi de büyüyen antonella, dediğim dedik,çaldığım düdük triplerindeki biriyle hayatta anlaşamaz..
Napoli italyanın üvey şehri...aragon hanedanlığından beri böyle bu...italya 90'da arjantin-italya yarı finalinde bu şehrin arjantini desteklemesi bu yüzden..maradonanın efsane olan sözünü bu maçtan önce söylemesi bu yüzden...napoli insanının karakteristik özelliği bir yanlışlığa en önce onların isyan etmesi,şımarıklığa asla tahammül etmezler...o toprakların sophia loren'i öyle bir kadındı...antonellası da öyle bir kadın...
Maça bakıyorsun italya karşısında sanki italyan lise takımı ile idman yapıyor...bir direnç yok, bir hırs yok...nasıl olsa yakında türkiyede bir şampiyona filan daha yaparız yine ilk 4 e gireriz falan filan mantığındalar..mehmet bedestenlioğlu bu takıma başarı kazandıracak görüntü vermiyor,duruşu uygun değil bir kere...reşatı bile aratır o kadar yazıyorum..tek üzüldüğüm gülden...bir sorun var ama anlaşılamıyor..zamanında serena için bayan 17 den iyi demiştim,akşam niye böyle dediğimi gösterdi sağolsun..mütevazi olmak,takım için oynamak gibi kavramlar ne eskişehire uğramış,ne de kanarya adalarına...eczane rafında da bulamazsınız..

25 Ağustos 2010 Çarşamba

USA - POLONYA 3-2

Maçın 3-0 polonya lehine bitecekken 3-2 b.amerika lehine bitmesini konu yapacak değilim.En azından önceliğim bu değil...Önceliğim estetiğin - ki en çok bayan voleybolunda var - bu amerikan takımı yüzünden kaba kuvvete yenilmesi...görüldüğü gibi polonya takımı aslında voleybolu amerikalılardan daha iyi biliyor...oynarken hem kendileri zevk alıyor hem de izleyenler estetik ve kaliteyi (arada duraklama dönemleri olabilir) net olarak görüyor..aynı şeyleri amerikalılar için kim diyebilir ? fivb sağlık komitesinin çözemediği bir doping ilacı kullanmadıklarını bilebilir miyiz? bilemeyiz...ama bu amerikan takımının eski doğu alman atletler gibi kadınlık ve dişilik (dolayısıyla estetik)yoksunu bir takım olduğu gerçeğini değiştirmez..1-2 oyuncu dışında herhangi bir erkek takımına koysanız hangisi sırıtır ? heather bown denilen oyuncuyu kadın olarak nasıl değerlendirebiliriz? hadi değerlendirdik diyelim bu ne kadar içimize sinecek ? burada 24-22 den maç veren polonya için elbette çok ciddi uyarılar yapmak gerekir..maç bitmeden bitmez kızlar..bunu hele hele fizik kuvveti ve genişliği bütün parkeyi kaplayan amerikan sözde kadın takımına karşı hiç unutmayın..ama geçen geçti..bence polonyanın şampiyonluk şansı kalmadı...çünkü bu amerikayı ancak en iyi dönemindeki, karınca gibi çalışırsa italya ve olimpiyat şampiyonu kimliğini ortaya koyarsa brezilya yenebilir..çünkü bayan voleybolundaki denge unsuru bu dev kadınlar yüzünden sekteye uğramış durumda...kimse küba örneği vermesin...küba 90 larda - tarihin en büyük takımını bizlere izletirken - estetiği ve oyunun güzelliğini sonuna kadar gözler önüne seriyordu..bunlarla karıştırmak voleybola ihanet olur...jennifer tamas dışında - ki O da oynamıyor - sevimli tek bir isim yok..logan tom amerikalı değil sanki doğu alman atlet..bu kadar mı meymenetsiz olur bir takım ? polonya öncelikle disiplini maçı kazanana kadar bırakmamayı öğrenecek..bugün öğrenmediği için bana göre 2010 wgp şampiyonluğu fırsatını kaybetti..1 sayı almayı başaramayınca fazladan 2 set oynamak ve 1 saatte bitmek üzere olan maçı 2 saat 10 dakikada hem de kaybetmek takım psikoloğunu işin içine sokar ama çıkaramaz...anna baranska bu takımın sertlik ve fizik güç örneği olarak her ne kadar fazla destek bulamasa da daha iyi şeyler hakettiğini söylemeliyim..ewa bizim arda turan gibi...aklı nerde belli değil..oynuyor ama öylesine...anna baranska'nın motivasyonu kendisinde olsa bu kadar laubali maç verilmezdi..3. set için konuşuyorum yoksa sonraki setlerde o durumdaki kızlardan maçı kazanmasını beklemek en azından insan psikolojisini bilmeyenlerin işi bizim değil...victoria ravva sonrası hatun olarak kendime bednarek'i seçmiştim...yani benim ideal ilk 6 kızlarımdan bir tanesi.. bednarek kendisi sağolsun emin adımlarla ilerliyor...müthiş bir fiziği var...oyunu da gelişiyor...amerikan takımı için yeterince yazdım...ben samimiyetlerinden emin olmadığım için,kazansalar bile hangi şartlarda kazanacakları konusunda kuşkularım olduğundan fazla konu etmeyeceğim..japon takımının temiz oyunu ve rakibe saygısı ne şımarık amerikada ne de polonyada mevcut değil..japonyanın şimdi biten maçta brezilyayı geriden gelip yenmesi ile konusunu ettiğimiz maçtaki geriden gelip yenme aynı şeyler değil...çünkü ne amerika japon kızların oynadığı tertemiz ve estetik voleyboldan nasiplenmiş, ne de polonya bir brezilya takımı....

20 Ağustos 2010 Cuma

DEĞİRMEN STİLİ


SOKOLOVA CHACHKOVA'DAN SONRA EN İYİ SMAÇ YAPAN OYUNCU
Gövde bir bütün olarak yukarı doğru ivme alır ve sıçramanın en üst noktasında deltoidten gücünü alan kol yaklaşık 90 derecelik bir açıyla hareket edip el tepe noktasında top ile buluştuğunda top rakip alana yıldırım gibi düşer...bu esnada diğer kol önemli bir kuvvet-destek sağladığı için fazla hareket etmez...bu sebeble vücut çok estetik bir duruş yakalar ve izleyene müthiş bir seyir zevki verir...İşte dünyanın yaşayan efsane sokolova'dan öğrendiği en kuvvetli smaç stili budur...günümüzde tek uygulayıcısı resimdeki kızdır...

19 Ağustos 2010 Perşembe

AZZURRE'DE SON DURUM

Massimo Barbolini
“Siamo arrivati alla settimana decisiva, quella che indicherà le squadre che raggiungeranno la Final Six, ci sono ancora due posti in bilico e noi speriamo di prenderne uno. Ci aspettano tre partite ostiche contro squadra di cui conosciamo bene il valore. La prima contro l’Olanda, che abbiamo battuto nella finale degli ultimi Europei, vincendo questa gara probabilmente il più sarà fatto, altrimenti avremo ancora due incontri con Giappone e con Dominicana per conquistare i punti indispensabili.”
''6'lı finale yükselecek takımların belli olacağı kritik haftada,kalan son 2 takımdan biri olacağımızı umuyorum.İyi tanıdığımız takımlara kaşı 3 zorlu maç yapacağız.İlk rakip geçen sene finalde yendiğimiz hollandayı geçersek büyük oranda çıkacağız aksi halde japonya ve dominik ile 2 maçımız daha var.''
evet barbolini böyle söylemiş.enrica merlo yeni saç stiliyle takıma katılmış durumda..ayrıca francesca tamamen iyileşti(öyle diyorlar).evet dananın kuyruğu kopuyor..brezilya,japonya,polonya ve çin'den sonra 2 takım daha bekliyoruz...benim favorilerim tabii 'azzurre' ve birleşik devletler...

18 Ağustos 2010 Çarşamba

LİBERO KRİZİ..MERLO JAPONYA'DA



Volleyball.it böyle haber yapmış..haberin içeriği şöyle..Hollanda ile 2009 rövanşına çıkacak olan italyada cardullo'nun sakatlığı tam iyileşmediği için barbolini brezilyadan direkt olarak milanoya yolladığı merloyu tekrar çağırdı.Yoyogi salonunda sırasıyla hollanda,japonya ve dominik ile karşılaşacak olan italyanlarda özellikle hollanda maçı çok kritik.6 lı finale gitmek için mutlaka hollandayı geçmek zorunda 'azzurre'...tek sorun cardullo değil...ayrıca francesca da yüksek ateşten yeni kurtuldu..tabi dün sadece açma-germe ve düz koşu yapmış...yani cuma günü ne durumda olacak belli değil..merlo konusunda sorun yok...ben ilk libero olarak zaten merloyu tercih ederim...takım içinde pozitif katkı sağlayan müthiş bir kız..hollandayı mutlak geçmeliler..sonra tekrar japonlarla maç var...6 ağustostaki japonya maçı francescanın 400. karşılaşması olarak tarihe geçmişti..o maçta saori 28,francesca 19 ile oynamıştı..japonya-italya maçları voleybol maç arşivimde her zaman olduğu için bu maçı da iple çekiyorum..iki çok zorlu maç bizi bekliyor...ama 'eleo ve arkadaşları' bu işin üstesinden gelecektir...hollandayı geçerse tek rakip almanlar kalacak ama onların 3 maçı kazanıp,italyan kızların 2 maç kaybetmesi gerekecek...yani almanyanın amerika maçı olduğunu düşünürsek bu hayal..belki kozuch 3 maçta 90 sayıyı geçer ama 'prenses' gibi sadece kendi hanesine yansır bu, takıma değil...

16 Ağustos 2010 Pazartesi

SAORI KIMURA



Bazı oyuncular vardır hiç bir zaman hak ettiği övgüyü alamaz...bazıları ise çok şanslıdır...doğru dürüst hiç bir başarısı olmasa bile çok büyük oyuncu diye yedirirler bize...çoğunu afiyetle de yeriz...çünkü kız güzeldir kıyamayız...yani adaleti güzelliğe kurban ederiz...bazı oyuncular vardır her maçı 20 li sayıların üzerinde tamamlar..tamamlarken maçı da kazandırır...sürekli gülümser...arkadaşlarına pozitif katkı sağlar...kimseyi ezmez...bilir ki o yanındakiler olmasa tek başına bir 'hiç'tir...işte kimura hak ettiği değeri tam alamayan oyunculara en güzel örnektir...italya ve polonya maçlarına baktığımızda ne denli dominant olduğunu görebiliriz...iki maçta da toplam neredeyse 60 sayısı var...ama bakın takım iki maçı da kazanmış ve oyuncuların yüzlerinde güller açıyor oynarken...yani geviş getiren oyuncu yok....çakma prenseslik taslayan da yok...30 sayı yaparken takımına maçı kazandırıyor..yani yanındaki oyuncuları bozmuyor başka çok bilmişler gibi...kendine oynamıyor yani...takımı için , ülkesi için oynuyor...takımı ya da ülkesi umurunda olmayan nice oyuncu var piyasada...saori kimura 24 yaşında...yani henüz voleybolunun olgun dönemine girme evresinde...japonlar da, çinliler de büyük bir başarı kazanmayı hak ediyorlar...çünkü çok çalışıyorlar ve bizim ülkemizdeki gibi artistlik taslayan ne oyuncuları var , ne yöneticileri var , ne de yorumcu bozuntuları var..o yüzden grand prix'lerin biri geliyor diğeri gidiyor ama bizimkilerin esamesi yok...sonra da biz büyük takımız....büyük olan türkiyedir voleybol milli takımı değil..saori kimura'dan çok şey öğrenmesi gereken oyuncularımız var...önce geviş getirerek,etrafındakileri yok sayarak bir feçeş olamayacağının şuuruna varması gerekenler var...set aralarındaki ördek gibi hafif koşarak karşı alana geçmeleri ise gerçekten çok tatlı..saori kimura şahsında japonları hayranlıkla izlemeye devam ediyorum...

FEDERICA PELLEGRINI



Laure manadou'nun fransa adına bırakmasından sonra havuzun tek kraliçesi olarak kalan federicayı bilmem budapeştede avrupa yüzme şampiyonasında izleyen oldu mu...200 metre serbestte 37.5 derecelik ateşiyle (yarış sabahı 37.8 e çıktığını sağlık ekibi açıkladı) altın madalya alması kendisini yüzmenin sophia loren'i yapmaya yetti hatta arttı bile...gerçekten 22 yaşındaki bu güzel kız nişanlısı luca marin ile birlikte iyi işler çıkardı.800 metrede gelen bronz da yakıştı..federica pellegrini şu anda rusların yeni yıldızı olmasına en azından benim kesin gözüyle baktığım yuliya efimova ile havuzun izlenebilirliğinin en ciddi referansları...federicanın söz verdiği gibi londra 2012 de 200,400,600 ve 800 yarışmasını iple çekmekten başka bir şansımız var mı?
cara federica grazie per grandi monumenti incredibili...

14 Ağustos 2010 Cumartesi

BİRLEŞİK AMERİKA - İTALYA 3 - 1

Baştan söyleyeyim ki bu yenilginin tek nedeni yorgunluk...brezilyadan parise ordan da hong konga ve nihayet taylanda 24 saatlik yolculuk kızları bitirmiş..yüzlerine bakınca bunu gördük..Özellikle arka arkaya çıkılan uzun yolculuklar sırasında uyku ve hormon dengesi bozulur,hareketsizlikten dolayı ayaklardaki kan dolaşımı olumsuz etkilenir.karın ağrısı,şişkinlik ve mide bulantısını saymıyorum bile..üstelik bu sporculara özel ilaçlar verilerek bu kızların regl dönemleri ile istedikleri gibi oynamakta meslektaşlarım..sözün kısası uzun uçak yolculukları kadınları çok etkiler.diyeceksiniz ki amerikalılar da uzun süre uçtu..uçtu ama italyanlar kadar uçmadı..ayrıca iki takımın oyuncularının fiziki özelliklerini karşılaştırınca amerikalıların çok daha dayanıklı olduğunu göreceksiniz..herneyse..Şu salon bizim burhan felekten daha hallice ama ben maç mükemmel olduğu halde tam olarak havaya giremedim.İşyerinde ne kadar havaya girilir o da tartışılır tabi ama atmosfer çok sarmadı.neyse...1. seti izlerken parkede eleo mu var yoksa xavi hernandez mi var ayırd edemedim...bu kız için önceden bir şiir koymuştum bloga... ama bir şiirin yetmediği çok açık...platonik bir bağ ile izlemekteyim kendisini...ilk set lo bianco resitali dışında takımda bir dağınıklık belirtisi ile geçip gitti..sonraki setlerde kendini hissettiren yorgunluk,amerikanın sert savunması ve etkili hücümları ile birleşince ''azzurre' normal şartlarda kazanacağı maçı kaybetmiş oldu...birleşik devletlerin neredeyse bütün oyuncuları kalıp olarak çok genişler (logan tom vs hariç)..toplamda 28 blok ! kimlere karşı ? antonella,francesca ve smaçın sokolova sonrası estetik harikası serenalara karşı...serena 53 şut girişiminde 22 smac,4 hata yapmış...logan tom ise italyanlara karşı haliyle daha hırslı ve daha agresifti ama 46 teşebbüste 5 hatası var..eleo 14 şut girişimi yapmış...grass için bu sayı 7...57 italyan blog denemesine 75 ile resmen toplu kıyım yapmışlar (amerikalılar alışık zaten katliam yapmaya)...yani bizim kızların aklı başka yerdeymiş (aşırı yorgunlukta beyine yeterli oksijen gitmediğinden, beyin düşündüğü şeyleri vücuda yaptıramaz)...porto rikoyu 3-0 geçmek bir ölçü değil...kızlar bir an evvel toparlanmak zorunda...kozuch'un almanyası ya da prensesin türkiyesi gibi ben çalarım ben oynarım zihniyetinde kimse olmadığı için bu büyük takımlarda ( büyük takım olmanın gereği budur zaten ) takım içinde çok dengeli bir dağılım iki taraf için de ilk göze çarpan durum..

11 Ağustos 2010 Çarşamba

GRAND PRİX 2. HAFTA İTALYA

Nihayet brezilyadan paris ve hong kong aktarmalı tayland yolculuğu sonunda bitti.Şu sıralar kampta iki şey dışında her şey yolunda...aşırı yorgunluk ve takımın neşe kaynağı enrica merlo'nun kadrodan sakatlık nedeniyle çıkması...
Sırasıyla rakiplere gelelim ;
cuma-amerika , cumartesi-porto riko ve pazar-tayland...
3 maç ta la7 tv italia dan canlı yayınlanacak..ntvsporun tuhaf programındansa (gerçi abd maçını veriyolar) italyanın 3 maçını da izlemek daha mantıklı olur italyan kanalından..
Barbolini önceden de bildirdiği gibi Bechis ve Di Iulio'yu italya'ya yolladı,ayrıca merlo da talihsiz kas problemi nedeniyle eve döndü...Yerlerine Gioli,cardullo ve tabii ki de eleonora lo bianco taylanda uçtular..Cardullo'nun gözünde bir problem vardı,kadrodan çıkarılmıştı...şimdi bilinen takım tekrar biraraya gelmiş oldu..brezilya maçında bütün takım diri,moralli ve yüksek performans sergiledi.natalia maçın francesca ile birlikte yıldızıydı.takımımı japonlara karşı beğenmedim ama nerden bilelim ki saori kimura bizim prensesimiz gibi oynayacak ve show yapacak (mübarek ay şimdi prensesi hatıra getirip moral bozmak yersiz aslında ama aklıma geldi işte)! bu yetmezmiş gibi japonlara yukiko da müthiş destek sağlayınca böyle oldu...böyle oldu ama asıl sorun antonella'nın etkisizliği ve müthiş serena'nın çok kötü gününde olmasıydı...gerçekten bu kız konu olunca şu omuzdan kuvvet alarak yaptığı ve neredeyse sokolova'nın kopyası olan smaç stili -ki ben buna değirmen diyorum- izleyenleri mest ediyor..smaç deyince çok iyi isimler var ancak bu kızlar kadar estetik smaç görmek mümkün değil...kuvveti omuzdan aldığı için de bazuka gibi iniyor top rakip alana...serena'nın deltoid kasının kendine has özelliği smaçlarını çok daha estetik yapıyor...aynı şeyleri diğerleri için söylemek zor ( mesela nesnes,antonella,gamova v.s gibi )çünkü bir estetik yok smaca çıkarken dağınık sıçrıyorlar..serena öyle değil...efsane sokolova'dan bu özelliği aldığını söylemek hata olmaz...

HAYIRLI RAMAZANLAR

Ubade b. es-Samit (r.a)'dan: Resulullah (s.a.s) Ramazan ay'ının yeni girdiği bir gün şöyle buyurdu:

"Size bereket ayı Ramazan geldi. Bu ayda Allah sizi kuşatıp rahmetini indirir. Günahları bağışlayıp, duaları kabul eder. Allah bu ayda sizin hayır hususunda yarışmanıza bakar ve sizinle meleklerine karşı iftihar eder. Allah'a hayır ameller takdim ediniz. Şaki, günahkar, bu ayda Allahın rahmetinden mahrum olan kimsedir" (Taberani'den naklen et-Tergîb, II, 99).

10 Ağustos 2010 Salı

CANGEMA






Kore'nin Joseon Hanedanı'nın ilk bayan saray hekimi Jang-geum'nın (okunuşu: Cangema, oynayan: Lee Young-ae) üzerine odaklanan SARAYDAKİ MÜCEVHER dizisinden bahsetmek istiyorum...Ana tema, Jang-geum'nın sebatı olmakla beraber geleneksel Kore kültürünün özellikle de Kore saray mutfağının ve tıbbının betimlemesidir.Daha önce bu sayfalarda fringe ve the mentalist hakkında bir iki şey yazmıştım,arada farklı konulardan bahsetmek iyi gelir.Aslında bize bilinçli bir şekilde yanlış öğretilenin aksine dünya ileriye doğru değil tam tersi geriye doğru gitmektedir.Konu ettiğim dizi gerçek bir yaşam hikayesinden, zamanın - ki 1500 -1550 yılları arasıdır - hanedanlık kayıtları göz önüne alınarak yemek kültürünün ( bize biraz ters olduğunu itiraf etmeliyim,genelde yemekler alkol ve tuhaf hayvan etleri ile yapılıyor) ve özellikle zamanın tıbbının ne kadar ileri seviyede olduğunu açık olarak göstermektedir.Zaten dizide beni asıl cezbeden de bu tıbbi yön oldu.Gerçekten günümüzde hayalden öte geçemeyen nabızdan hastalık teşhisi ve akapunktur ile zehirlenme tedavisi ,tamamen bitkilerden elde edilen kanser tedavisi ilaçları gibi bir çok konuda bu 2000 li yıllarda ne kadar gerilediğimizi anlıyoruz.İlerleyenin tıp ya da başka bir şey değil sadece zaman olduğunu resmi kayıtlara dayanan 500 yıl öncesinin tıbbi üstünlüğünü göstererek biz çok başarılı bir şekilde anlatıyorlar..Ayrıca saray temelinde dönen dolapların,entrikaların ve kadınların nasıl bir dominasyona sahip olduğunun da mükemmel bir başarıyla temsil edildiğini görmekteyiz.Günümüzdeki aşılmaz bürokrasi,her köşeyi saran örümcek ağlarının ve akreplerin ne durumda olduğunu şu diziyi izleyerek bile anlayabilmek mümkün.Özetle tıp , mutfak kültürü , entrika ve korenin en büyük iki kadın yıldızının ( lee young ae yani cangema ve kyeon mi-ri yani leydi ço )oynadığı bir dizi ilginizi çekerse bir göz atın derim,pişman olmazsınız..

9 Ağustos 2010 Pazartesi

WORLD GRAND PRİX BREZİLYA - İTALYA 1 - 3




Yoğun iş temposu nedeniyle şu sıralar çok fazla ilgilenemesem de bayan voleybolunun şu anda en iyi 2 takımı karşılaşınca (rusyaya biraz haksızlık yapmış olabiliriz), kayıtsız kalmak ve bir şeyler yazmamak olmazdı.Iki takım da muhteşem bir voleybol ziyafeti sundu.Bu takımları izlemek gerçekten büyük keyif..Ortolani smaçlarını çok sertleştirdi,gerçekten bu kız costagrande gibi..smaç vuruş şekli (değirmen stili) chachkovaya çok benziyor,hoşuma gitti...
Brezilya Dani Lins,mari,thaisa,sheilla,jaqueline ve fabiana ile başlarken , takımım italya da rondon,antonella,barazza,ortolani,francesca,valentina-merlo ile başladı.İtiraf etmeliyim ki o salonda voleybol oynamak bir yana seyretmesi harika...Maça geçmeden merlo şu saç ve göz boyası olayını herkesten iyi beceriyor.Fiziki olarak ta ilk 3 sıraya jaqueline,natalia ve dani linsi rahatlıkla koyabiliriz..Francesca ise hala italyan basınına 'çocuk doğurmak istiyorum ama çocuğuma ideal baba nereden bulucam hala bilmiyorum 'demekle meşgul olduğu halde müthiş oynamaya devam ediyor.kendisine teo mammucari'yi öneriyorum..profesyonellik işte.bizim çakma süperstar gibi 2 dakikada havaya girip,küçük dağları ben yarattım triplerine girmiyor...antonella ve barazza gerçek profesyoneller..amatör türkiyede işleri zor...üstüne bir de antonellanın napolili olması nelere sebeb olacak göreceğiz bu sene..31 yaşındaki francesca ve 29 luk antonella dışında kadro hep genç..benim gelecekteki favorim bosetti 21 yaşında..ortolani nesnesten iyi dediğimde çoluk çocuk burun kıvırmıştı ama görüyoruz durumu..O da gencecik..işte giulia...nasıl insiyatif veriyorlar ibret alalım..Şimdi thaisa - fabiana ve barazza-valentina ortaları gerçekten son derece korkutucu ve etkili...ben italyan kızları çok diri ve formda gördüm.ancak brezilyada 6-8 ilk teknik mola dönüşü jaq ve ze roberto arasındaki ikili diyalogtan da anlaşılacağı gibi gereksiz bir telaş ve sinir vardı.eleonorasız italya böyle ise düşünün gerisini...dai ragazze...